,
8–11 dakika

OKUMA SÜRESİ

Bülten #19 – Türkiye’nin akıllı şebeke serüveni

Merhaba. Bu hafta yenilenebilir enerjinin kritik bir parçasını bültenlere taşıyoruz: Akıllı şebekeler.

Geleneksel merkezi elektrik üretiminde işimiz nispeten kolaydı. Şimdi her çatının, boş duran her arazinin bir anda bir elektrik üretim tesisine dönüştüğünü görebiliyoruz. Bu dağıtık sistemlerin şebekeye entegrasyonu ve gerçek anlamda verimli kullanılmaları, mevcut şebeke sistemleriyle mümkün değil.

Akıllı sayaçlar, ileri seviye dağıtım otomasyonları, akıllı iletim sistemleri, talep tarafı yönetimi ve enerji depolama gibi tüm gereklilikleriyle; akıllı şebekeler ve Türkiye’nin akıllı şebekesinin durumu, bu haftanın gündem konusu.

Önce, haftanın albüm önerisi ile başlayalım.

Bültenlere kaydolun

Her hafta sanayi ve tedarik zincirinde karbon azaltımıyla ilgili özenle seçilmiş güncel bilgiler ve derinlemesine analizler e-posta kutunuza geliyor.
Güncel kalmak için şimdi kaydolun!

🎧 Haftanın albüm önerisi

Bu hafta Pazar bülteninize eşlik etmesi için Birsen Tezer’in 2009 tarihli Cihan albümünü öneriyorum. İyi okumalar ve keyifli bir Pazar dileklerimle.

📖 Haftanın kitap önerisi

İklim kriziyle mücadelenin temelinde bir teknoloji dönüşümü yatıyor: Emisyon üreten teknolojiyi devre dışı bırakıp, yerine emisyon üretmeyen teknolojileri koymak istiyoruz. Aslında mesele bundan ibaret; ancak elbette bu kadar basit değil. Yeşil dönüşüme dair tüm mevzuatlar, finansman gereklilikleri ve diğer sorunlar, bu teknoloji dönüşümünü nasıl mümkün kılabileceğimiz sorusuyla doğrudan bağlantılı.

Bu dönüşümün merkezinde ise malzeme mühendisliği yer alıyor. Emisyonsuz çelik, alüminyum veya çimento üretimini tartışırken, aslında bu malzemelerin mühendisliğini konuşuyoruz.

Mark Miodownik’in Eşyanın Tabiatı (Stuff Matters) adlı kitabı, malzemelerin dönüştürücü gücünü kavramak açısından ufuk açıcı bir çalışma. Camdan çeliğe, betondan plastiğe kadar, günlük hayatımızda sıradan görünen malzemelerin aslında insanlık ve uygarlık açısından ne kadar büyük bir rol oynadığını gözler önüne seriyor. Bu yönüyle hem ilginç hem de eğlenceli bir kitap. Miodownik’in anlatımı, malzemeleri yalnızca teknik detaylar üzerinden değil, insanlıkla kurdukları duygusal, kültürel ve teknolojik bağlar çerçevesinde ele alıyor. Malzemelerin taşıdığı hikâyeleri keşfetmek ve sürdürülebilir malzeme devrimini anlamak isteyenler için mutlaka okunması gereken bir eser.


Öne çıkan dosyalar

🔌 Yenilenebilir enerji için akıllı şebekenin önemi

Enerjinin üretimi kadar nasıl dağıtıldığı da kritik bir konu. Bugüne kadar aşina olduğumuz model, merkezi elektrik üretimi: Elektrik üretimi termik ya da hidroelektrik gibi büyük santrallerde yapılır ve tek yönde, yani üreticiden müşteriye doğru dağıtılır. Dağıtım şebekesinin yönetimi de merkezidir; yani ulusal veya bölgesel bazda yapılır.

Yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması ile elektrik üretimi geleneksel santrallerden dağıtık (distributed) elektrik üretim sistemlerine kayarken, elektriğin dağıtımından sorumlu şebekenin de bu dönüşüme uyum sağlaması gerekiyor.

Türkiye’deki mevcut elektrik piyasası düzenlemeleri ve şebeke altyapısı nedeniyle, dağıtık enerji üreticileri (örneğin çatısına güneş paneli kuran bir işletme) ürettiği elektriği doğrudan kendisi kullanamıyor; şebekeye veriyor ve kendi tüketimi için elektriği yine şebekeden almak zorunda kalıyor. Mikro şebekeler ve şebekeden bağımsız (off-grid) sistemler gibi istisnalar dışında, Türkiye’de hala merkezi şebeke sistemine büyük bir bağımlılık söz konusu. Gerçek anlamda dağıtık bir enerji modeli için, akıllı şebeke altyapısı, gelişmiş batarya teknolojileri ve daha esnek regülasyonlar gerekiyor.

Akıllı bir şebeke için gerekli dönüşüm tam olarak neleri içeriyor?

İlk olarak, elektrik tüketiminin gerçek zamanlı izlenmesine ve yönetimine olanak sağlayan akıllı sayaçlarla başlayalım. Çift yönlü veri akışı sağlayabilen bu sayaçlar, tüketicilere tüketim alışkanlıklarını değiştirme ve tasarruf imkanı sunarken, enerji sağlayıcılara da tüketim profillerini analiz ederek şebekeyi daha verimli yönetebilme imkanı sunuyor.

Bir diğer gereklilik ise ileri seviye dağıtım otomasyonu. Dağıtım şebekesindeki sensörler ve otomasyon sistemleri sayesinde ani yük değişimleri, voltaj dengesizlikleri ve şebeke kesintileri otomatik olarak tespit edilebiliyor. Bu sistemler, şebeke üzerindeki yükün dengelenmesini sağlarken, arızalara da anında müdahale edilmesine olanak tanıyor.

Akıllı şebekeler için uygun iletim sistemlerine de ihtiyaç var. Akıllı iletim sistemlerini, üretilen elektriğin tüketim noktalarına verimli, güvenli ve esnek bir şekilde taşınmasını sağlamak amacıyla gelişmiş dijital teknolojiler, otomasyon sistemleri ve akıllı cihazlar kullanan sistemler olarak tarif edebiliriz. Yüksek gerilim (HV) ve ekstra yüksek gerilim (EHV) iletim hatlarında uygulanan bu sistemler, elektrik şebekesinin dinamik yönetimini mümkün kılarak kayıpları azaltıyor, kesintileri önlüyor ve yenilenebilir enerji entegrasyonunu kolaylaştırıyor.

İşin bir de talep tarafı yönetimi var. Burada amaç, tüketicilerin enerji tüketimlerini optimize etmeye teşvik etmek. Tüketicilerin belirli zamanlarda daha az ya da daha fazla enerji tüketmeye teşvik edilmesi, elektrik arz ve talebi arasında daha iyi bir denge kurulabilmesine olanak sağlıyor. Dinamik fiyatlandırma, otomatik yük yönetimi ve talep yanıt programları (örneğin, sanayi kuruluşlarına belirli saatlerde tüketimi düşürmeleri için teşvikler sunulması) gibi araçlar aracılığı ile bu dengenin sağlanması mümkün olabiliyor.

11. bültende detaylı şekilde ele aldığımız enerji depolama sistemleri de, akıllı şebekelerin bir diğer gerekliliği. Talep tarafı yönetimi, şebeke güvenliğini bir yere kadar sağlayabilir. Buna rağmen üretim ve tüketim arasında denge kurulamayan durumlarda, arz güvenliğini sağlamak ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunu desteklemek için enerji depolama sistemlerine ihtiyaç duyuluyor.


Yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye entegrasyonu için akıllı şebekeler kritik bir gereklilik. Türkiye bu alanda ilerleme kaydediyor, ancak dönüşüm henüz tamamlanmış değil. Akıllı şebeke bileşenlerinden bazıları uygulanıyor olsa da, özellikle şebeke yönetimi, dinamik fiyatlandırma, akıllı sayaçlar ve enerji depolama sistemleri konularında daha fazla yatırım ve düzenlemeye ihtiyaç var.

Şimdi, Türkiye’nin bu alandaki mevcut durumuna daha yakından bakalım.

⏳ Türkiye akıllı şebeke kurulumunda hangi aşamada?

İlk olarak, akıllı şebekenin ilk gerekliliği olarak bahsettiğim akıllı sayaçlarla başlayalım.

Akıllı sayaç

Türkiye 2019 senesinde Milli Akıllı Sayaç Sistemleri (MASS) projesinin ilk adımlarını atmıştı. 2022 senesinde pilot uygulama aşamasına geçilen projede, Türkiye’nin 21 elektrik dağıtım bölgesinde farklı noktalarda yaklaşık bir yıl süren uygulamalar yapıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz’ın 10 Ocak 2025 tarihli açıklamasına göre, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de ilk defa tesis edilen bütün elektrik sayaçları için, bu projenin çıktısı olan akıllı sayaçlar kullanılıyor olacak. Ancak mevcut sayaçların ne şekilde ve hangi takvimle değiştirileceğine dair resmi bir açıklama henüz bulunmuyor.

İleri seviye dağıtım otomasyonu

Türkiye genelinde ileri seviye dağıtım otomasyon sistemlerinin yaygınlığı ve entegrasyonu konusunda güncel ve kapsamlı bir veri bulunmuyor — varsa da ben ulaşamadım. Mevcut bilgiler, bazı dağıtım şirketlerinin SCADA sistemlerini uygulamaya başladığını gösteriyor; ancak bunların yaygınlığı ve etkinliği konusunda net bilgiler bulabilmek pek mümkün değil. Örneğin Başkent EDAŞ’ın sunduğu (ancak güncelliği konusunda netlik olmayan) bilgilere göre, SCADA (Supervisory Control and Data Acquisition) sistemleri konusunda bazı adımlar atılmış görünüyor: 2010 yılında başlanan SCADA Projesi ile 116 merkezi sisteme dahil edildiği, 2011 yılında 70 merkez daha eklendiği ve son olarak 687 merkezi daha entegre ederek toplamda 7 ilde SCADA noktalarını uzaktan izleme, kontrol ve kumanda edilebilir hale getirildiği beyan ediliyor.

Ancak ileri seviye dağıtım otomasyonunun, daha ileri bir sistem düşüncesi olduğunu belirtmekte fayda var. SCADA veri toplanması için kuvvetli bir altyapı sunuyor; ancak bu verileri kullanarak, yapay zeka / makine öğrenimi ile otonom kararlar verebilecek ve gerçek zamanlı kontrol sağlayacak dağıtım otomasyonu konusunda hala yolumuz var.

Akıllı iletim sistemleri

Yukarıda bahsettiğim ileri seviye dağıtım otomasyonu için, akıllı şebekenin yazılım yönetim tarafı diyebiliriz. Bu otomasyonun sağlıklı çalışmasını mümkün kılan donanım altyapısına da akıllı iletim sistemleri diyoruz. Bu sistemler, yüksek gerilim iletim hatları, trafo merkezleri, akıllı sensörler, HVDC hatları ve fazör ölçüm üniteleri (PMU) gibi donanım bileşenleri kapsıyor.

Türkiye’de elektrik şebekesine bağlı çalışır halde bir HVDC sistemi bulunmuyor. Gürcistan ve Türkiye arasında kurulu olan 350 MW iletim kapasitesine sahip Karadeniz HVDC iletim hattı, Gürcistan’dan ülkemize enerji transferi sağlıyor. Ancak özellikle İstanbul ve çevresinde bulunan sanayi bölgelerinin artan enerji talebini karşılamak ve şebekenin kararlılığını arttırmak için HVDC iletim hatları artık bir gereklilik haline geliyor diyebiliriz. Özellikle Akkuyu Nükleer Santralinin devreye girdikten sonra İstanbul bölgesinin artan talebine de yanıt vermesi bekleniyorsa (World Energy Council Türkiye raporuna göre öyle), üretilen elektriğin akıllı bir şekilde iletilebilmesi için yine bu iletim hatlarına ihtiyacımız olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar’ın açıklamalarına göre, 2035 senesine kadar Türkiye’de 15.000 km HVDC iletim hattı inşa edilmesi bekleniyor.

Talep tarafı yönetimi

Talep tarafının etkin bir şekilde yönetilebilmesi için öncelikle akıllı sayaçların yaygınlaşması gerekiyor. Yukarıda da belirttiğim gibi, 2026 itibarıyla bu sürecin başladığını göreceğiz. Şu anda Türkiye’de talep tarafı yönetimi uygulamaları büyük ölçüde sanayi tesisleri ile sınırlı. Sanayi sektörü, toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %40’ını oluşturduğu için öncelikli hedef konumunda olması anlaşılabilir. 2026’dan sonra ilk defa tesis edilen sayaçlar her ne kadar akıllı olacak olsa da, mevcut olanların güncellenmesine dair bir takvim olmaması nedeniyle, talep tarafı yönetiminin konut ve ticari işletmelere ne zaman geleceğine dair net bir şey söylemek zor.

Enerji depolama

Enerji depolama sistemlerini 11. bültende ayrıntılı olarak ele almıştık. Türkiye bu konuda önemli adımlar attı. SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi’nin 2024 tarihli raporuna göre, 2035 yılına kadar Türkiye’nin toplam 7,2 gigavat (GW) kapasiteli batarya enerji depolama sistemlerine sahip olması bekleniyor. Yenilenebilir enerji arzındaki kesintileri dengelemesi öngörülen bu sistemlerin, doğal gaz tüketimini 11,7 TWh azaltabileceği tahmin ediliyor. Akıllı şebekeler bağlamında, enerji depolamanın Türkiye’nin ilerleme kaydetmeye başladığı alanlardan biri olduğunu söyleyebiliriz.

Bültenlere kaydolun

Her hafta sanayi ve tedarik zincirinde karbon azaltımıyla ilgili özenle seçilmiş güncel bilgiler ve derinlemesine analizler e-posta kutunuza geliyor.
Güncel kalmak için şimdi kaydolun!


Gündemden notlar

🤝 Polat Enerji, Rolls-Royce ile Türkiye’nin en büyük enerji depolama anlaşmasını imzaladı

Rolls-Royce, büyük ölçekli batarya depolama çözümleri de sunuyor: Daha önce Hollanda’nın Zeewolde kentinde kurulacak 32,6 Megavat çıkış gücüne ve 65,2 Megavat saat depolama kapasitesine sahip büyük ölçekli bir batarya depolama sistemi sağlamak üzere Battery Park Zeewolde (BPZ) şirketinden anahtar teslim bir sipariş almıştı. Görsel: © Rolls-Royce.

Yaklaşık iki aylık bir haber; ancak bu bültenle ilgisi nedeniyle yer vermek istedim. Yukarıda bahsettiğim SHURA raporunun çıktılarıyla paralel şekilde, Türkiye’de enerji depolama için batarya öne çıkıyor görünüyor. Reuters haberine göre, 132 MWh kapasitesindeki batarya depolama sistemi, Yalova’da bulunan Göktepe rüzgar enerji santralinin kapasitesini arttırmak amacıyla kuruluyor. Reuters / 15.01.2025

🚀 ABD yeşil dönüşüme mesafe koyarken, AB yeşil teknolojilerle atağa kalkmanın yollarını arıyor

Geçen hafta AB’nin yeşil dönüşüm stratejisini masaya yatırmış ve işlerin şu ana kadar neden arzu edildiği gibi ilerlemediğini tartışmıştık. Bu bültende de geçen Rekabetçilik Pusulası, küresel ölçekte ses getiriyor. AB için işler iyi gitmiyor desek de, Cipher’ın raporuna göre ABD’nin Trump ile birlikte temiz teknolojilere ilgisini kaybetmesi, AB açısından bir fırsat koridoru açıyor. Sanayi ve imalat yarışında kan kaybeden AB bu fırsatı iyi kullanırsa, temiz teknoloji yarışında önemli kazanımlar elde edebilir. Cipher News /5.03.2025

✂️ Küresel iklim finansmanı Trump döneminde tehdit altında

CarbonBrief analizine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın planladığı yardım kesintileri, küresel iklim finansmanının yaklaşık onda birini riske atabilir. Bu kesintiler, özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik harcamaları tehdit ediyor. Joe Biden yönetimi, geçtiğimiz yıl ABD’nin yıllık iklim yardımını yedi kat artırarak 11 milyar dolara çıkarmıştı. Ancak Trump, ABD dış yardımının %60’ını yöneten USAID’in fonlarını kesmek veya yeniden yönlendirmek istiyor. Normalde, bunu yapabilmesi için Kongre onayı gerekiyor. Ancak Trump’ın talimatıyla fonları durdurma girişimi, Demokratlar ve yardım kuruluşları tarafından yasadışı olarak değerlendiriliyor. CarbonBrief / 10.03.2025

💸 ABD kayıp ve zarar fonu yönetiminden de çekildi

Trump’ın iklim değişikliğiyle mücadelede attığı adımlardan bir diğeri: Yoksul ve savunmasız ülkelerin iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerle başa çıkmaları için yardım amacıyla kurulan kayıp ve zarar fonunun yönetim kurulundan da çekildi. Bu fonun kurulmasına 2023 senesinde, COP-28’de karar verilmişti. BM verilerine göre, 23 Ocak itibarıyla zengin ülkeler fona 741 milyon dolar bağışta bulunurken, ABD 17,5 milyon dolarlık bir katkı sözü vermişti. Bu tutarın ABD’yi zorlamayacağı kesin: O nedenle bu kararı ekonomik olmaktan ziyade, politik tutumun netleştirilmesi adına bir adım olarak görmek daha doğru olur. İklim Haber / 11.03.2025


Önümüzdeki Pazar görüşmek üzere!

19. Pazar bülteni burada sona eriyor. Geçtiğimiz hafta da belirtmiştim: Sizlerin önerileri üzerine bültenleri biraz kısaltmaya çalışıyorum. Umarım bu haliyle takibi daha kolay olmuştur. Her türlü yorum, öneri ve eleştiriniz için aşağıdaki kutuya yorum bırakarak, ya da bu sayfadaki iletişim formu aracılığı ile bana doğrudan ulaşabilirsiniz.

Bültenleri e-posta üzerinden de takip edebileceğinizi tekrar hatırlatarak, herkese iyi bir Pazar diliyorum.

Not: İçerik hazırlığında kullanılan kaynakları burada görebilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bültenlere Kaydolun!

Her hafta sanayi ve tedarik zincirinde karbon azaltımıyla ilgili özenle seçilmiş güncel bilgiler ve derinlemesine analizler e-posta kutunuza geliyor.
Güncel kalmak için şimdi kaydolun!

+ bir buçuk, ağır sanayi ve tedarik zincirlerinde iklim dostu bir geleceği şekillendirmek için bilimsel temellere dayalı bilgi ve stratejiler sunan haftalık bir bültendir.

Sürdürülebilir bir sanayiyi birlikte şekillendirelim. 

Her hafta sanayi ve tedarik zincirlerinde karbonsuzlaşma, temiz enerji ve iklim dostu çözümler üzerine özenle hazırlanmış analizler ve güvenilir bilgiler posta kutunuza geliyor. +bir buçuk bülteni, doğru bilgi ve bilimsel yaklaşımla sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunuzda size rehberlik eder. Pratik çözümler, derinlemesine analizler ve gerçek başarı hikayeleriyle geleceğin sanayisini bugünden inşa edelim.

İçerik hazırlığında kullanılan kaynakları bu sayfada görebilirsiniz.

Arda Çetin Eğitim, Danışmanlık ve Mühendislik İşleri.

© 2025 | ardacetin.com

Sosyal Medya

Bültenleri LinkedIn üzerinden de takip edebilirsiniz. Bilgi için tıklayın.

Buraya kadar okuyanlar için özenle hazırlandı. ❤️

+ bir buçuk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin