,
7–10 dakika

OKUMA SÜRESİ

Bülten #20 – İklim lobiciliğinde yeni dönem: Bill Gates’in çıkışı ne anlama geliyor?

Merhaba. 20. bültene hoş geldiniz.

Bu hafta sanayinin yeşil dönüşümü ile ilgisiz gibi görünen ama aslında meselenin kalbinde duran bir konuyu ele alacağız: İklim lobiciliği. Bill Gates’in kurduğu Breakthrough Energy’nin politika ve savunuculuk birimini kapatması, çoğu medyada Gates’in iklim mücadelesinden vazgeçtiği şeklinde yorumlandı. Gerçekten öyle mi? Yoksa Trump yönetimiyle birlikte değişen bir lobicilik anlayışı mı yeşeriyor?

Lafı fazla uzatmadan, haftanın albüm önerisi ile başlıyoruz.

🎧 Haftanın albüm önerisi

Bu hafta, Pazar bülteninize eşlik etmesi için Riccardo Chailly yönetimindeki Royal Concertgebouw Orchestra’nın, Shostakovich – The Jazz Album adıyla kaydettiği caz süitlerini önermek istiyorum. Keyifli dinlemeler ve iyi Pazarlar dilerim.

📖 Haftanın kitap önerisi

İşi kolay ve külfetsiz yapma arayışı alet kullanmaya dönüştüğünde, bunu insanın “gelişim” sürecinde bir ileri merhale olarak gördük ve insanın hanesine homo faber diye kaydettik.

Fakat emelleri için her şeyi alet olarak kullanabilen insan makinenin ve mekanizmin ne manaya geldiğini ancak kendisinin de alet olarak kullanılmaktan muaf olamayacağını gördüğünde fark etti.

Teknoloji sadece bir araç mı, yoksa insanın dünyayla kurduğu ilişkinin doğasını kökten değiştiren bir güç mü? Ahmet Aydoğan’ın Heidegger: Teknoloji ve İnsanlığın Geleceği kitabı, Heidegger’in teknolojiye dair derin felsefi sorgulamalarını ele alarak, modern dünyada düşüncenin nasıl araçsallaştırıldığını, insanın nasıl bir kaynak haline geldiğini ve hesaplayıcı düşüncenin nasıl tek geçerli düşünme biçimi olarak kabul edildiğini tartışıyor. Teknolojinin getirdiği kolaylıkların, insanı düşünmeden eyleme sürüklediği bir çağda, Heidegger’in bu meseleye bakışı, teknoloji çağında insan olmanın ne anlama geldiğine dair kritik ipuçları sunuyor.

Kitabın temel iddiası, teknolojinin insanın dünyayla kurduğu ilişkinin doğasını değiştirdiği ve bu değişimin insanın kendisini dahi araçsallaştırdığı yönünde. Teknoloji bizim dışımızda bir şey değil; bilakis, dünya ile kurduğumuz ilişkinin hem fiziksel hem de zihinsel temeli haline gelmiş durumda.

Kolay bir okuma değil; ama bir teknoloji dönüşümü olarak nitelendirdiğimiz yeşil dönüşüm üzerine derinleşmek isteyenler için bence kesinlikle okunması gereken bir eser. Teknolojiyi bir nimet olarak o kadar kanıksamış ve hayatımızın merkezine koymuş durumdayız ki, Heidegger ile hiç tanışmamış okuyucular için ufuk açıcı bir okuma olabileceğini söyleyebilirim.

Teknoloji dünyasının önünde en büyük engel insanın kendisidir.

Bültenlere kaydolun

Her hafta sanayi ve tedarik zincirinde karbon azaltımıyla ilgili özenle seçilmiş güncel bilgiler ve derinlemesine analizler e-posta kutunuza geliyor.
Güncel kalmak için şimdi kaydolun!


Öne çıkan dosyalar

🏳️ Bill Gates iklim mücadelesini gerçekten bırakıyor mu?

“Ben daha ne yapayım?”

Geçtiğimiz hafta medyada yer alan haberlere göre öyle. Trump’ın başkanlığı devralması ile birlikte Elon Musk başta olmak üzere Jeff Bezos, Mark Zuckerberg, Sundar Pichai gibi, bugüne kadar ilerici bir duruş sergileyen ABD’nin teknoloji devi şirketlerinin liderleri, yeni yönetime karşı sıcak durduklarını çeşitli yollarla gösterdiler. Bill Gates’i belki ayrı bir yere koymak gerekir; çünkü saydığım bu diğer isimlerden farklı olarak Gates, küresel sağlık ve iklim krizi etrafındaki çalışmalarını ikinci bir kariyer ciddiyetiyle yürütüyordu.

Aslında meselenin özü şu: Bill Gates’in 2015 senesinde kurduğu ve sürdürülebilir enerji alanında çeşitli girişimleri destekleyen Breakthrough Energy, politika ve savunuculuk birimini (policy and advocacy office) kapatarak, Avrupa ve ABD genelinde onlarca çalışanını işten çıkartıyor. Breakthrough Energy’nin lobi faaliyetleriyle Biden döneminde politika yapımında önemli bir aktör olduğu biliniyordu. Trump döneminde benzer lobi faaliyetlerinin yürütülmesi pek mümkün görünmüyor — o nedenle Gates’in bu kararı aslında büyük bir sürpriz gibi görülmemeli. Ancak medyanın çarpıcı manşet arayışı, kamu oyu nezdinde konuyu olduğundan çok daha büyük bir mesele haline getirebiliyor. Örneğin, GeekWire’da yayımlanan başka bir haberde, Breakthrough Energy’nin bu kesintilerin ardından girişimcilik programlarına odaklanacağını açıkladığı bilgisi de yer alıyor. Ancak bu önemli detay medyadaki çoğu haberde ye almıyor.

Medyanın neyi ne şekilde sunduğu bir yana, bu gelişme bence yine de önemli bir dönüm noktası olarak okunmalı. Çünkü bu haberin detaylarına baktığımızda, Gates’in hükümetlerle ve politika yapıcılarla çalışmak yerine, artık temiz teknolojilere odaklanıp, pazar odaklı çözümleri önceliklendirmeye karar verdiğini anlıyoruz. Yani değişen şey hedef değil, yöntem dersek, meselenin özünü çok ıskalamayız diye düşünüyorum.

Paris Anlaşması’nın ve COP sürecinin istenen sonuçları bir türlü üretemiyor olmasının verdiği yılgınlık bir yana, bir de Trump sürecinin gördüğü desteği dikkate aldığımızda; yeşil dönüşümde kamu politikalarından ziyade özel sektör yatırımlarının belirleyici olacağı bir döneme adım atıyor olabiliriz diye düşünüyorum.

Bu bir açıdan tamamen olumsuz bir gelişme değil. Bültenleri takip edenler biliyordur; ben de yeşil teknolojiler daha rekabetçi bir hale gelmeden, gerçek bir dönüşümün çok olası olmadığını düşünen taraftayım. Ancak politika ile bir yere geleceğimiz yok, bu işi piyasa dinamiklerine bırakalım gibi radikal bir görüşün de doğru olacağını düşünmüyorum. Çünkü sadece kârlılık odaklı bir dönüşüm felsefesinde, politika yapıcılar olmadan büyük sistemsel dönüşüm gerektiren projelerin etkinlik kazanabilmesi mümkün değil. Ayrıca adil geçiş gibi kritik konuların sadece piyasa dinamiklerinin insafına bırakılması da doğru değil.

Okuyanlar hatırlayacaktır: Hükümetlerin seçim odaklı çalışıyor olması ve bu yönetim tarzının iklim krizi gibi çok uzun süreli planlama ve çalışma gerektiren konulara zarar verdiği düşüncesi, Bill Gates’in kitabında da geçen bir konuydu. Trump süreci ile gelen yılgınlık, Gates’e bu kararı aldırmış olabilir. Lobiciliği tamamen bırakıp sadece teknoloji ile ne kadar ilerleme kaydedilebilir, birlikte göreceğiz.

🏛 İklim lobisinin kabuk değişimi

Görsel: © Breakthrough Energy, Policy and Advocacy (USPA).

Yeşil dönüşümde karşıt grupların mücadelesi birçok alanda olduğu gibi lobi faaliyetlerinde kendini gösteriyor. İklim lobiciliği, uzun yıllardır çevre düzenlemelerini destekleyen gruplarla fosil yakıt şirketlerini temsil edenler arasında bir mücadele alanı oldu. Breakthrough Energy, Environmental Defense Fund, Sierra Club, Carbon Disclosure Project gibi organizasyonlar düşük karbon ekonomisine geçiş için hükümetleri etkilemeye çalışırken; ExxonMobil, Chevron, BP gibi şirketlerin geleneksel enerji kaynaklarını korumak ve düzenlemeleri gevşetmek için faaliyetler yürüttüğü biliniyor.

Breakthrough Energy’nin yukarıda yer verdiğim kararı, iklim lobiciliğinde fosil yakıt kanadının elinin güçlendiği bir döneme adım attığımızı gösteriyor. Trump’ın başkanlığında bu zaten beklenen bir gelişmeydi. Büyük petrol şirketleri, ABD Kongresi’ndeki temsilcileri ve senatörleri destekleyerek fosil yakıt dostu politikaların devamlılığı konusunda netice elde edebiliyordu. Bu dönemde bu etki daha da güçlenecek.

Trump dönemi ile birlikte, daha önce görmediğimiz yeni bir ilişki biçimi daha ortaya çıktı: Elon Musk’ın ikinci Trump dönemindeki varlığı — daha iyi bir ifade bulamadım — daha önce gördüğümüz, tecrübe ettiğimiz bir şey değil. Teknoloji şirketleri bir şekilde lobi faaliyetlerine dahil oldu, ama Musk ile yaşanan şey, tarihte eşi benzeri görülmüş bir şey de değil. Buradaki en büyük kırılma noktası, Musk’ın Trump’a olan mesafesinin tam olarak net olmaması. 2016’daki Trump yönetimiyle doğrudan ters düşen Musk, 2024 sonrası dönemde siyasi bir manevra yaparak hükümetin yanında yer alıyor dersek eksik kalır; tam merkezinde bir rol üsteniyor. Bu da, iklim lobiciliğinde alışılmış sınırların dışına çıkıldığını ve teknoloji sektörünün bu alandaki rolünün artık daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor.

Ezberin bozulduğu ve doğru bilinenlerin artık çalışmadığı bir sürece adım attığımızı kabul etmek gerekiyor. Geleneksel yeşil lobicilik zayıflarken, fosil yakıt endüstrisi ve yeni nesil teknoloji milyarderleri arasındaki denge, iklim politikalarının geleceğini belirleyecek gibi görünüyor. Bu süreçte, sadece şirketlerin değil, bireylerin ve medya platformlarının da politika yapım süreçlerinde daha fazla rol oynadığına şahit olacağız diye düşünüyorum.

Bültenlere kaydolun

Her hafta sanayi ve tedarik zincirinde karbon azaltımıyla ilgili özenle seçilmiş güncel bilgiler ve derinlemesine analizler e-posta kutunuza geliyor.
Güncel kalmak için şimdi kaydolun!


Gündemden notlar

⛏️ Türkiye kömürden gerçekten çıkmayı planlıyor mu?

Ember’in Türkiye Elektrik Görünümü 2024 raporuna göre, Türkiye son 10 yılda 6,4 GW’ı ithal olmak üzere 8,6 GW’lık ilave kömür santrali kurarak kömürden yıllık elektrik üretimini 64 TWh’ten 118 TWh’e yükseltti. Yeni kurulan ithal kömür santralleri ile ithal kömürden üretilen elektriğin toplam elektrik üretimindeki payı, 2013 yılında %12 iken 2023’te %22’ye yükseldi. Yerli kömürden elektrik üretiminin toplam üretim içerisindeki payı ise 2013 yılına göre (%14) sabit kaldı. Bir başka ifadeyle, yerli kömürden elektrik üretimi ve elektrik talebi 2013-2023 döneminde aynı oranda artış gösterirken (+%35) ithal kömürden elektrik üretim artış hızı dört kattan fazla (+%143) gerçekleşerek Türkiye’nin elektrik üretimindeki kömür payını yükseltti. Detaylar: Ember / 12.03.2024

🔋 Temiz enerji daha da ucuzlayacak

Bu haftanın konusu ile uyumlu bir haber: Temiz enerji ucuzladıkça, mevzuatlarla zorlamaya gerek kalmadan yeşil dönüşüm de gerçekleşecek. BloombergNEF’in 4 Şubat’ta yayınladığı bir analize göre, siyasi çalkantılara ve ekonomik belirsizliğe rağmen, dünya çapında yenilenebilir enerji maliyetleri hâlâ düşüyor ve bu düşüşler hızlanabilir. BNEF, rüzgar, güneş ve pil depolama gibi temiz güç teknolojilerinin maliyetlerinin bu yıl %2 ila %11 oranında düşmesinin beklendiğini, bunun geçen yılki ortalama düşüşten bile daha fazla olduğunu belirtti. BNEF analizine göre, konuma ve hükümet politikalarına bağlı olarak önümüzdeki on yılda %22 ila %49 oranında daha düşmesi beklenebilir. Detaylar: Cipher / 12.03.2025

🏠 İklim krizi ile mücadele ve boş çatılar

Çatılara kurulan güneş panelleri, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ufak bir katkı verebilecek, niş bir alan olarak değerlendirilir. Ancak bu ay Nature Climate Change dergisinde yayımlanan bir çalışma, durumun hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar, coğrafi veri madenciliği ve yapay zeka teknikleri aracılığıyla dünya çapında 286.393 km2 çatı alanını ölçerek küresel çatı alanını 1 km çözünürlükte haritalamışlar. Çalışmanın sonuçları, tüm çatıların güneş panelleriyle kaplı olması durumunda, bu panellerin 2050’den önce küresel sıcaklıkları 0,05-0,13 °C düşürmeye önemli ölçüde katkıda bulunabileceğini ortaya koyuyor. Detaylar: Nature Climate Change / 07.03.2025

🤨 Enerji yöneticileri 2050 net sıfır hedefine kuşkuyla bakıyor

Bain & Company’nin 700’den fazla yöneticiyle gerçekleştirdiği son ankete göre, enerji ve doğal kaynaklar sektöründeki liderler, artan maliyetler ve yükselen talep nedeniyle zorluklarla karşı karşıya. Katılımcıların %44’ü, küresel net sıfır emisyon hedefine 2070 veya sonrasında ulaşılacağını öngörüyor; bu oran geçen yıl %32 idi. Ayrıca, şirketlerin %31’i sermaye projesi maliyetlerinde %10’dan fazla artış bildirdi. Yöneticiler, enerji depolama, yenilenebilir enerji ve yapay zekâ gibi alanlarda iyimserliklerini koruyor. Detaylar: WSJ / 7.03.2025


Önümüzdeki Pazar görüşmek üzere

20. bülten burada sona eriyor. Sanayinin yeşil dönüşümü oldukça zor ve çok yönlü bir konu. Her ne kadar çoğu yazıda bunun özünde bir teknoloji dönüşümü meselesi olduğunu dile getirsem de, konu elbette o kadar basit değil: Finansmanıyla, işgücünün adaptasyonuyla, tedarik zincirlerinin dönüşümüyle ve politika yapıcıların rolüyle gerçekten yönetilmesi zor bir süreç var karşımızda.

Bu haftanın konusu sanki birebir sanayi emisyonlarıyla ilgili değilmiş gibi gelmiş olabilir: Ancak durum öyle değil. Sonuçta sanayinin yeşil dönüşümünü politika yapımından ayrı düşünebilmek; bu süreçlerde de lobiciliğin rolünü göz ardı edebilmek mümkün değil. Umarım keyifli bir okuma olmuştur. Her türlü öneri, eleştiri ya da yorumunuz için ister buradaki iletişim formu aracılığıyla, ister aşağıya yorum bırakarak bana ulaşabilirsiniz.

Henüz kaydolmadıysanız, bültenleri e-posta üzerinden de takip edebileceğinizi hatırlatarak, herkese iyi bir hafta diliyorum.

Not: İçerik hazırlığında kullanılan kaynakları burada görebilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

Bültenlere Kaydolun!

Her hafta sanayi ve tedarik zincirinde karbon azaltımıyla ilgili özenle seçilmiş güncel bilgiler ve derinlemesine analizler e-posta kutunuza geliyor.
Güncel kalmak için şimdi kaydolun!

+ bir buçuk, ağır sanayi ve tedarik zincirlerinde iklim dostu bir geleceği şekillendirmek için bilimsel temellere dayalı bilgi ve stratejiler sunan haftalık bir bültendir.

Sürdürülebilir bir sanayiyi birlikte şekillendirelim. 

Her hafta sanayi ve tedarik zincirlerinde karbonsuzlaşma, temiz enerji ve iklim dostu çözümler üzerine özenle hazırlanmış analizler ve güvenilir bilgiler posta kutunuza geliyor. +bir buçuk bülteni, doğru bilgi ve bilimsel yaklaşımla sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunuzda size rehberlik eder. Pratik çözümler, derinlemesine analizler ve gerçek başarı hikayeleriyle geleceğin sanayisini bugünden inşa edelim.

İçerik hazırlığında kullanılan kaynakları bu sayfada görebilirsiniz.

Arda Çetin Eğitim, Danışmanlık ve Mühendislik İşleri.

© 2025 | ardacetin.com

Sosyal Medya

Bültenleri LinkedIn üzerinden de takip edebilirsiniz. Bilgi için tıklayın.

Buraya kadar okuyanlar için özenle hazırlandı. ❤️

+ bir buçuk sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin